Protestan Kiliseler Derneği tarafından 2007 yılından bu yana her yıl düzenli olarak yayınlanan Hak İhlalleri İzleme Raporu’nun 2018 yılını değerlendiren raporu yayınlandı.

Türkiye’deki Protestan Toplumu’nun varlığı, durumu ve yıllardır süregelen temel sorunlarıyla ilgili ön bilgi verilmesiyle başlayan dokuz sayfalık raporda, “Nefret Suçları, Söylemleri, Sözlü ve Fiziksel Saldırılar”, “İbadet Yerleriyle İlgili Sorunlar”, “Dini Yayma Hakkı”, “Eğitimde Karşılaşılan Problemler ve Zorunlu Din Dersi”, “Din Görevlisi Yetiştirememe ve Yabancı Uyruklu Protestanların Sorunu”, “Andrew Brunson Davası”, “Tüzel Kişilik / Örgütlenme Hakkı”, “İnancı Açıklama Zorunluluğu”, “Ayrımcılık”, “Basın ve Nefret Söylemi” ve “Diyalog” başlıkları altında 2018 yılında meydana gelen olanlar ve oluşan durumlar hakkında bilgi verildikten sonra “Tavsiyeler” başlığı altında da Protestan Kiliseler Derneği’nin mevcut durumun düzeltilmesi ile ilgili önerilerine yer veriliyor.

2018 yılı raporunda dikkat çeken iki başlık yer alıyor. Önceki yıllarda yayınlanan raporlarda “Basın” başlığı yer alırken, bu yılki raporda ilgili bölümün başlığı “Basın ve Nefret Söylemi” olarak yer alıyor. Raporda 2017 yılı raporunda “Din Görevlisi Yetiştirememe Sorunu” başlığının altında bir paragraf olarak yer alan İzmir Diriliş Kilisesi Pastörü Andrew Brunson’un tutukluluğu ve hukuki süreç “Andrew Brunson Davası” olarak ayrı bir başlık altında değerlendiriliyor. “Din Görevlisi Yetiştirememe Sorunu” başlığı ise bu yıl biraz daha genişletilerek “Din Görevlisi Yetiştirememe ve Yabancı Uyruklu Protestanların Sorunu” şeklinde yer alıyor.

EV KİLİSESİ SAYISI SADECE 25

Türkiye’de büyük çoğunluğu İstanbul, Ankara ve İzmir’de olmak üzere, yaklaşık 150’den fazla kiliseden oluşan Türkiye Protestan Hristiyan toplumu tarafından kurulan 6 vakıf, 4 vakıf temsilciliği, 36 kilise derneği ve bu derneklere bağlı 30’un üzerinde temsilcilik bulunuyor. Geri kalan toplulukların herhangi bir tüzel kişiliği bulunmuyor. Protestan Kiliseler Derneği’nin raporuna göre bir dönem medyada yapılan yayınlarda sayısı onbinlerce olarak belirtilerek kara propaganda yapılan ev kilisesi sayısı ise sadece 25 olarak açıklandı.

Rapora göre Türkiye’de Protestan topluluklarının yaklaşık 10’u, tarihi kilise binalarında ibadet amacıyla toplanabiliyor. Geri kalan topluluklar ise basında sık sık “apartman altı”, “dükkan” vb şekilde tanımlanarak yasadışı imajı yaratılmaya çalışılan fakat kamusal bir mekânı kullanan topluluklar.

BASININ NEFRET SÖYLEMİ ENDİŞE YARATIYOR

Rapora göre özellikle Noel ve Yılbaşı döneminde gerek yerel medyada gerekse sosyal medyada artış gösteren nefret söylemleri, Protestan toplumunda endişe yaratıyor. Kamuoyunun, devlet görevlilerinin ve yargı organlarının bu konuya duyarsız kalması ise hayal kırıklığına neden oluyor.

2018 yılında Nefret Söylemi’ne yönelik eylemler Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yoğunlaştı. Diyarbakır Kilisesi Önderi Ahmet Güvener, cep telefonundan defalarca aranılarak küfür ve hakarete maruz kaldı. Diyarbakır’daki kilise binası da taşlandı. Her ikisinde de eylem çocuklara yaptırıldığı için yargı ceza vermedi ve çocukları azmettirenleri veya kışkırtanları araştırmaya gerek görmedi.

Bu cezasızlık durumunun yoğunlaşması sonucunda Protestan toplumu üyelerinde, şikâyet veya rapor etme isteği azaldı.

Protestan Kiliseler Derneği tarafından Nefret Söylemine karşı “Toplum içinde farklı dinlere mensup kişilere karşı anlayış ve bu kişilerin de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak eşit haklara sahip olduğu fikri ve bir arada yaşama kültürü, başta Milli Eğitim Bakanlığı aracılığıyla olmak üzere, merkezi ve yerel yönetimlerce aktif olarak gündeme getirilmeli ve teşvik edilmelidir.” tavsiyesinde bulunuldu.

KİLİSE BİNALARI DEVLETTE, TOPLULUKLAR DEPOLARDA

Kilise topluluklarının mülkiyetinde bulunan kilise binalarının sayısının az olması ve tarihi kilise binalarının ise devlet kurumları ve özel kişilerin mülkiyetinde bulunması nedeniyle Protestan toplumunun çok büyük kısmı ibadet yeri sorununu dernekler kurarak veya var olan derneklerin veya vakfın temsilciliğini alarak klasik kilise yapısında olmayan, dükkan, depo gibi yerler kiralayarak veya satın alarak aşmaya çalışıyor. Protestan Kiliseler Derneği tarafından yayınlanan Hak İhlalleri İzleme Raporu 2018’de yer alan bilgilere göre bu durumda kiliseler tarafından ibadet amacıyla kullanılmak istenen bu mekânların imar planı değişikliği talepleri belediyeler tarafından kabul edilmiyor hatta belediye meclislerinin gündemine dahi alınmıyorlar.

Raporda bu sonunun çözümü için “Hristiyanların da mescit benzeri küçük ibadet yerleri (şapel) kurabilmelerinin önü açılmalıdır. Belediyeler, Kültür Bakanlığı ve diğer resmi kuruluşlar, ellerinde bulunan ve amacı dışında kullanılan kilise binalarını en azından pazar günleri ve/veya dini bayramlarda kilise cemaatlerinin kullanımına açmalıdır. Bu konuda ilgili bakanlıkların genelge yayınlaması yeterli olacaktır.” denilerek ilgili bakanlıklar bu yönde adım atmaya çağrıldı.

TÜZEL KİŞİLİK ÖNEMLİ BİR SORUN

Türkiye’deki diğer tüm Hristiyan toplulukların olduğu gibi Protestanların da önemli bir sorunu olan tüzel kişilik, izleme raporlarının ilkinden bu yana raporda yer alan maddelerden birisi. Bu yıl da tüzel kişilikle ilgili herhangi bir adım atılmadığı belirtilirken sorunun çözümü için kurulan derneklerin yetersiz kalması nedeniyle vakıflaşma eğiliminin hızlandığı belirtilerek, “2018 yılı itibariyle, Protestan toplumu üyelerinin kurduğu 6 vakıf, 5 vakıf temsilciliği, 37 kilise derneği ve bunlara bağlı 30’un üzerinde temsilcilik bulunmaktadır.” denildi.

Protestan topluluklardaki dernekleşme eğiliminin devam ettiği belirtilerek derneklerin ‘kilise’ veya ‘ibadet yeri’ olarak kabul edilmediği vurgulandı. Diğer bir tüzel kişilik olarak kiliselerin vakıflaşmasının önünün açılması tavsiye edildi.

BASINDA NEFRET SÖYLEMİ ARTTI

Basın ve nefret söylemine geniş yer verilen rapora göre, 2018 yılında kiliseler ve üyelerine karşı özellikle Pastör Andrew Brunson davası üzerinden nefret söylemleri içeren yayınlarda büyük artış görüldü. Bu yayınların 2007 yılında yaşanan Malatya Zirve Yayınevi Katliamı öncesi yayınlara benzediğine vurgu yapılarak Protestan toplumunda ve özellikle yayınlarda adı geçen topluluklarda ve kişilerde ciddi bir endişeye neden olduğu belirtildi. Raporda, “Bu yayınlar ulusal ve yerel yayınlarda birçok kilise ya da kişinin resimlerinin yayınlanması, yalancı gizli tanık iddialarının gerçekmiş gibi kamuoyuna sunulması, anayasal bir hak olan düzeltme ve cevap hakkının bu yayın organlarında kullanımına izin verilmemesi veya ortam yaratılmaması adı geçen kilise ve kişilerde ciddi endişelere neden olmaktadır.” denildi.

Raporda nefret söylemi ile ilgili yayınlara da örnekler verildi. Raporda aktarılan bilgilere göre Van’da ibadet için bir kiliseyi ziyaret etmiş kilise üyesi ulusal gazetelerde terör örgütü destekçisi olarak lanse edilerek isim ve işyeri isminin yayınlandı. Bu nedenle bu kilise üyesi birçok iş antlaşmasını kaybetti. Van, Diyarbakır, Mardin, İzmir, Manisa’da birçok kilise önderi gazetelerce kara propaganda yapılarak hedef gösterildi.

DENETİM MEKANİZMASI KURULMALI

Protestan Kiliseler Derneği tarafından sorunun çözümü için “Var olan yasaların yoruma açık olmayacak şekilde güncellenmesi ve nefret söylemi ve nefret suçları ile ilgili yine yoruma açık olmayacak şekilde net ifadeler içeren yasal düzenleme yapılması sorunun çözümü için önemli bir adım olacak, nefret söylemi ve nefret suçu ile ilgili olarak kamuoyunu bilgilendirici, farkındalığı artırıcı KAMU SPOTLARI hazırlanarak yayınlanmak ise halkın eğitiminde ve kültür düzeyinde paradigma değişikliğinin önünü açacaktır.” tavsiyelerinde bulunuldu.

Raporda ifade ve basın özgürlüğüne saygı çerçevesinde, medyada yer alan hoşgörüsüzlüğe, nefret söylemine, kışkırtmaya ve ayrımcılığa neden olabilecek yazılı ve görsel yayınlar hakkında, hızlı ve etkin bir şekilde denetim mekanizması kurulması gerektiği belirtilerek, “Adli makamların şikâyet beklemeden nefret suçları ve söylemleri ile ilgili resen harekete geçmeleri sağlanmalıdır.” denildi.

YARGININ TAVRI TARAFSIZLIKTAN UZAK VE AYRIMCI

Raporda tüm bu nefret söylemi içeren yayınlara karşı hukuki yolların denendiği belirtilerek “Ancak soruşturmaya gerek duyulmamış veya basın ve ifade özgürlüğü gerekçe gösterilerek cezasız bırakılmışlardır. Bu cezasızlık hali her geçen gün bu tarz yayınların dilini daha nefret dolu hale getirmektedir. Bu tarz nefret ve kışkırtıcı söylemlerin çoğunluk dini, ibadethaneleri, liderleri veya üyelerine yönelik gerçekleşmesi durumunda soruşturma makamlarının ve kararlarının tavırları ile azınlıklar söz konusu olduğunda farklılık göstermektedir. Yargının bu tarafsızlıktan uzak ve ayrımcılık endişesi yaratan tavrı, Protestan toplumunun adalete olan güvenini zedelemektedir.” denildi. Protestan Kiliseler Derneği, konuyla ilgili olarak “İnsan hakları eğitimi çerçevesinde, ilgili kamu görevlilerine din ve vicdan özgürlüğü hakkının içeriği konusunda eğitim verilmelidir.” tavsiyesinde bulundu.

DİYALOG ÇÖZÜMÜ HIZLANDIRIYOR

Hükümet ve resmi kurumlar tarafından düzenlenen dini etkinliklere diğer Hristiyan toplulukları davet edildiği halde 2018 yılında da Protestan kilise veya topluluk temsilcilerinin davet edilmeyerek görmezden gelindiği ve ayrımcılık yapıldığı belirtilerek “Bu da var olan Türk Protestan Toplumu’nun yok sayılma, görmezden gelme eğiliminin devam ettiğini göstermekte ve dini tüzel kişilik ihtiyacının önemini ortaya koymaktadır.” ifadelerine yer verildi. Raporun Tavsiyeler kısmında bu konuyla ilgili olarak, “Hükûmet veya kamu kuruluşlarının Protestan toplumunu ilgilendiren konulardaki çalışmalarında toplumumuzla diyalog halinde olması, önyargıların aşılmasına ve sorunların çözülmesine katkı sunacaktır. Yaşanılan tecrübeler göstermiştir ki, iletişim kanalları açık olduğunda birçok sorun hızlıca çözüme kavuşturulmuştur.” ifadelerine yer verildi.

EN İYİ DİYALOG EMNİYETLE

Raporda yer alan bilgiye göre 2018 yılında kiliselerle resmi kurumlar arasında en iyi iletişim Emniyet güçleri arasında gerçekleştirildi. Rapora göre, “Emniyet güçlerinin güvenlik konularında kiliselerle diyalog halinde olması, güvenlik önlemlerinin topluluğu rahatsız edecek veya taciz edecek şekilde uygulanmaması ve güven artırıcı önlemler neticesinde Protestan toplumu ibadet ve kutlamalarına sorunsuz devam edebilmiştir.”

Raporda sorunların çözümü için çeşitli tavsiyelerde bulundu. Protestan Kiliseler Derneği tarafından ilgili kurumlara tavsiye edilen değişiklikler “Kilise derneklerinin yaşadığı sorunlar göz önüne alınarak, özellikle dini yayma ve ibadet konusunda haklarının güvence altına alınması, Milli Eğitim Bakanlığı’nın, Hristiyan ailelerin ve çocukların maruz kaldıkları ve maruz kalma riskleri bulunan sosyal baskıyı ve damgalanmayı göz önünde bulundurarak, şikâyet edilmesini beklemeden, okullarda ve sınıflarda gayrimüslim öğrencilerin haklarını gözetmesi ve okulları muafiyet konusunda düzenli olarak bilgilendirmesi; bir arada yaşamaya ve inançlara saygıya dayalı kültürün gelişmesi konusunda temenninin ötesinde adımlar atılmalı ve uygulamanın denetlenmesi ile son olarak Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinden Muafiyet Hakkı için kişinin beyanının esas alınması.” olarak sıralandı.

SEYFİ GENÇ