2000’li yılların başında, ilçeye 20 kilometre uzaklığındaki terk edilmiş Zaz köyündeki bin 500 yıllık Mor Dimet Kilisesi’ne yerleşen 63 yaşındaki Süryani rahibe Verde Gökmen, korucular, köy muhtarı ve manastırda define aramak isteyenler tarafından taciz ve tehdit ediliyor.

ŞAPELE TUVALET SUYUNU DÖKTÜLER

Ahval Haber’den Dicle Eşiyok’un ulaştığı rahibe Verde Gökmen, manastırı köylülerin işgalinden kurtardığı ve temizlediği için köylülerin kendisine düşman olduğunu belirterek “Hayatımı kiliselere adadım. 2001’de Zazlı rahip Yakup ile birlikte döndüm. Geldiğimizde zeytin ve incir ağaçlarının altını tuvalet olarak kullanıyorlardı. Azizlerin mezarına kanalizasyon suyu akıyordu. Şapelin içine de tuvalet sularını dökmüşler. İnziva odası atık sularla doluydu.” dedi.

2014’te manastırın rahibi Yakup’un vefatından sonra kilisede tek başına yaşamaya devam eden Rahibe Verde, bu tarihten sonra tehditler almaya ve manastırı terk edilmesi için baskılara maruz kalmaya başladı. Muhtar ve kardeşlerinin ölümünden önce de Rahip Yakup’a saldırdıklarını belirten  Rahibe, kendisine yönelik tehditlerin giderek arttığını belirterek 1 Temmuz’da bir araba ile manastırın kapısına dayandıklarını fakat kapıyı açmadığını söyledi.

RAHİBİN YOLUNU KESİP SALDIRDILAR

Rahibe Verde ile yaşadıkları üzerinden üç kez görüşen İnsan Hakları Derneği’nden Ayşe Günaysu’nun belirttiğine göre tehditlerin arkasındaki isimlerden biri rahibenin bahsettiği muhtar, diğerleri ise kilisenin boşalmasını umup define aramak isteyenler. Rahibin ölümünden sonra artan tehditlere dair ise şu bilgileri veriyor, rahibe Verde Gökmen: “Ölümünden bir hafta sonra 6-7 kişi kapıya gelip taşladılar, küfür ettiler. “Gavur oğlu gavur, buradan defol” dediler. Komutana telefon ettim, telefonda duydu “bu küfürler sana mı ediliyor?” diye sordu. Rahip ölmeden bir ay önce bir akşam bir pikap, bir Doblo araba ve bir taksi kilise kapısına park ettiler. Rahip yerinden kalkamadı. Hastaydı. Ben bahçeden izliyordum. İki gruba ayrıldılar, bir grup kilisenin sağından, diğeri solundan dolandılar. Sol tarafa gidenler köpekten korkup ilerleyemediler.”

KİLİSENİN KÖPEKLERİNİ SİLAHLA ÖLDÜRDÜLER

Gökmen; saldırganların kilisenin köpeklerini dahi öldürdüğünü anlatıyor: “Bütün bunları organize eden muhtar sürekli telefon açıyor. Bir akşam tam 18 kez aradı. Numarasını bildiğim için cevap vermedim. Adamlar iki köpeğimi silahla vurarak öldürmüşlerdi. Karakola gitmiştim “nasıl bir silah?” diye sordular, “Keleş midir, av tüfeği midir, ben ne bileyim?” dedim. Muhtar da geldi. “Kim yaptı?” dedi, ben “Sen yaptın” dedim. Karakol dedi ki, “boş kovanları topla gel”. Ben, “bu benim işim midir?” dedim.”

TEMEL İHTİYAÇLAR KARŞILANAMIYOR

Ayşe Günaysu; tehdit ve tacizlerin rahibe Verde Gökmen’in susuz kalmasına kadar vardığını dikkat çekiyor: “Son ziyaretimizde kilisede en temel ihtiyaçlarının güçlükle karşılandığı, yalnız bırakıldığı yönünde izlenim ve gözlemimiz pekişti. Örneğin rahibe su temininde güçlük çekiyor. Köyde su olmadığı için belediyenin belirli aralıklarla su temin etmesi gerekiyor. Oysa sık sık tanker gelmediği için rahibe defalarca uzun süreler susuz kalıyor.”

Rahibenin kendisini çevreleyen düşman bir dünyanın ortasında yalnız ve sahipsiz kaldığını belirten Günaysu, İHD adına kaleme aldığı Turabdin raporunda, bir an önce can güvenliğinin sağlanması gerektiğine vurgu yapıyor.”